yazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yazılar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Çocuklardan Tanrı'ya Mektuplar

24 Ekim 2008 Cuma

Avrupa ve Amerika'da 2-9 yas çocuklara Tanri'ya iliskin düsüncelerini sormuslar. Dinsel egitimin bir parçasi olarak çocuklara "Tanri'ya bir mektup yazın ve duygularinizi isteklerinizi anlatin" demisler.
1) Sevgili Tanri, su andaki eksiklerimi yazıyorum: Yeni bir bisiklet, bir kimya seti, köpek, film makinesi, beyzbol eldiveni. Hepsini gönderemezsen birazı da olur.
Seni seven Eric --5 yasinda--
Not: Noel Baba'nin olmadigini biliyorum."

2) Canim canim Tanri, Astronotlari öyle yukari firlatip firfir döndürmelerinden ödüm kopuyor. N'olur onlarin bizim evin çatisina düsmelerine izin verme.
Dostun Norman --4.5 yasinda--

3) Sevgili Tanrim, Insanlarin ölmelerine izin verip yenilerini yapmak yerine neden elindekileri tutmuyorsun? Jane --6 yasinda--

4) Sevgili Tanri, Lütfen bana bir midilli gönder. Senden simdiye kadar hiçbir sey istemedim. Bunu da herhalde unutmazsin. Bruce --4 yasinda--

5) Sevgili Tanri, Babam çok aksi. Onu bu huyundan vazgeçirmeni istiyorum. Ama lütfen canini yakma. Sevgilerle. Martin --5 yasinda--

6) Sevgili Tanri, Bulutlardan biri yüzünü öyle korkunç yapti ki ödüm koptu. N'olur söyle ona bi' daha öyle yapmasin. Ellen --3 yaşında--

7) Sevgili Tanri, Sahiden var misin? Bazilari buna inanmıyor: Eger varsan gecikmeden bir seyler yapmanda fayda var. Harriet Ann --6 yasinda--

8) Sevgili Tanri, Eger hiç kimse bilmeyecekse iyi olmanin ne yarari var?
Mark --8 yasinda--
9) Tanri'cim, Üst kattakiler durmadan bagira çagira kavga ediyorlar. Bence yalnizca çok iyi arkadaslarin evlenmesine izin vermelisin.
Nan --5 yasinda--

10) Sevgili Tanrim, Ne diye bu kadar çok insan yarattin. Baska bir dünya daha yapip fazlaliklari oraya koyamaz misin? J.B. --7 yasinda--

11) Tanrim, Insanlara ruhlari her zaman dogru mu dagitiyorsun? Yanlis yapabilirsin. Audrey --8 yasinda--

12) Sevgili Tanri, Sen tuhaf ne yaparsan yap herkes hayran oluyor; ama ben ufacik bir saka bile yapsam yiyorum firçayi. Jodie --6.5 yasinda--

13) Sevgili Tanri, Bizi hiç merak etme çünkü bizimkiler çok dindar. Teddy --9 yasinda--

14) Sevgili Tanri, Bende senin disinda bütün liderlerin resmi var. Norman --6 yasinda--

15) Tanrim, Sisman olunca kimse senin arkadasin olmak istemiyor. Billy Jean --9 yasinda--

16) Sevgili Tanrim, Oglanlar kizlardan daha mi üstün? Biliyorum sen de onlardansin ama gene de dürüst olmaya çalis. Sylvia --5 yasinda--

17) Sevgili Tanri, Kitabini okudum ve begendim. Bütün o fikirler nereden geldi aklina? John --8 yasinda--

18) Sevgili Tanri, Zürafalarin görünümünü isteyerek mi böyle yaptin, yoksa yanlislikla mi oldu? Norman --4 yasinda--

19) Tanrim, Incil'de neden hiç karinin adi geçmiyor? Yoksa Incil'i yazarken daha evlenmemis miydiniz? Larry --6 yasinda--

20) Sevgili Tanrim, Tamam incil'de öbür yanagini çevir dedin biliyorum; ama kardesim gözüme vurunca ne yapacagim? Sevgiler, Teresa --5 yasinda--

21) Sevgili Tanri, Tanry oldugunu nasil bilebildin? Charlene --3 yasinda--

22) Sevgili Tanri, Senin yasina geldigimde tipki senin gibi olmak istiyorum. Tamam mi? Tommy --4 yasinda--

23) Sevgili Tanrim, Eger Tanri ben olsaydim bu kadar iyi olmazdim.Bunu aklindan çikarma.
Michelle --6 yasinda--

Olabilmeli

19 Eylül 2008 Cuma

İnsan biraz çocuk olmalı, bir balon gördügünde istiyorum diye tutturup aglayabilmeli
İnsanın bir annesi olmalı eteğini çekiştirebilecegi !
İnsan yolda yürürken biraz da etrafına bakmalı değişik hayatları görmek için
İnsan gecenin bir vakti yatagından fırlayıp "Seni Seviyorum" diye bagırmalı
İnsan sabah uyandıgında yatagının başucunda bir gül ile bir not bulmalı:
"Uyandırmaya kıyamadım..."
İnsan heyecan duymalı yeni günün getirdigi ışıklar için
İnsan sinirlenmeli, kavga etmeli inandığı değerler için
İnsan arada aşık olmalı sonunda acı oldugunu bilerek
İnsan bazen de sarhoş olmalı, bir türkü tutturup sokakları arşınlamalı
İnsan anlamsızca beklemeli telefonun çalmasını belki arayan "O"dur diye
İnsan efkarlanmalı tabi biraz da; belki hiç olmayacak şeylere sırf efkar olsun diye

* İnsan ara ara kocaman olmalı dünyalar kadar; herkesi kucaklamalı
* İnsan bazen kendi olmalı, bazen herkesten bir parça
* İnsan bazen de aptal olmalı inanmak istediği şeylere inanmalı
* İnsan gerçek olmalı rüya görebilmek için
* İnsan ölmeli zamanı gelince; ama zamanı gelince
* Velhasıl insan olmak zor zanaat...
* Yaşamın anlamı olmalı...
Unutmamalı... Her gün verilen 86.400 sn.krediyi...
* Ve ... Arkaya dönüp bakmadan...
Yarınları hedeflemeli...
Gulann@

Arada R Var.

17 Eylül 2008 Çarşamba

ARADA "R" VAR
Genç adam ellerinde bir buket çiçek, sahile koşarak geldi... Gözleri şöyle
bir sahilde gezindi, aradığını göremeyince ilk gördüğü banka oturup
sevdiğini beklemeye başladı. Ellerinde yine her zamanki çiçeklerden vardı.
Sevgilisinin en sevdiği çiçekler bunlardı. Kırmızı, kıpkırmızı, kan
kırmızısı güller... Sanki dalından yeni koparılmış gibi tazeydiler, buram
buram kokuyorlardı, sevgi kokuyor, aşk kokuyor en önemliside özlem ve hasret
kokuyordu güller... Hepsinin üzerinde damlalar vardı. Sanki ağlıyor
gibiydiler. Genç adam güllere baktı, sanki onlarla konuşuyormuş gibi, "
Neden ağlıyorsunuz, bakın ben ne kadar mutluyum " dedi. Az sonra sevdiğini
göreceği için kalbi yine deli gibi atmaya baslamıştı. Ne zaman onu düşünse,
onunla bulusacağını hayal etse kalbi yine böyle yerinden çıkacakmış gibi
oluyordu. Senelerdir birbirlerini sevmelerine rağmen ikiside sevgisinden hiç
birsey kaybetmemişti.. Onları hiç birsey ayıramazdı... Ne hasret, ne
ayrılık, nede ölüm... Genç adam telaşla saatine baktı. Sevdiği yine geç
kalmıştı, 1 dakika geç kalmıştı. Üstelik o, sevdiğini bekletmemek için
dakikalarca önce koşarak geliyor, onu beklemeyi bile seviyordu. Ama sevdiği
her zaman bunu yapıyordu. Devamlı kendisini bekletiyordu. Herkesin bir
kusuru olurmuş diye düşündü... Ve gözlerini önündeki uçsuz bucaksız denize
dikti.. Denizin sonu yok gibiydi, tıpkı sevdiği kıza olan aşkı gibi
denizinde sonu yoktu. Sonsuzluğa uzanıyordu...Aslında bugün onlar için çok
özel bir gündü. Kendi aralarında sözleneceklerdi. Delikanlı önce bunu
sevdiğine açmış, sonrada gidip 2 tane yüzük almıştı. Bu kadar önemli bir
günde bari onu bekletmemeliydi.. Ama alışmıştı artık beklemeye, zararı yok
biraz daha beklerim diye düşündü. Güllerin yaprakları nedense hala yaşlı
idi. Bir türlü anlamıyordu onları. Herşey bu kadar güzelken neden
ağlıyorlardı ki? İşte az sonra sevdiği gelecek, ona sarılacak,
kucaklaşacaklardı...Sonra söz yüzüklerini takıp, evliliğe ilk adımlarını
atacaklardı. Genç adam öyle heyecanlıydı ki sevdiğine kavuşmak için can
atıyordu... Martılara baktı, birbirleriyle oynaşıp, uçuşan martılara... Ne
kadar güzel dansediyorlardı havada. Tekrar saatine baktı genç adam.
Endişelenmeye başlamıştı. Sevgilisi yine geç kalmıştı, hemde çok... Bu kadar
geç kalmaması gerekiyordu. İşte hergün burada buluşmak için sözleşmiyorlar
mıydı? Her gün sahilde, martılara bakarak, denizin onlara anlattığı
masalları dinleyerek birbirlerine sarılıp hasret gidereceklerine söz
vermiyorlar mıydı? O zaman neden gelmemişti yine??... Aklına kötü düşünceler
gelmeye başladı. Hayır.. hayır..olamazdı. Sevdiğine birşey olamazdı. Onsuz
hayat yaşanmazdı ki... O ölse bile devamlı benimle yaşar diye düşündü genç
adam. Bunun düşüncesi bile hoş değildi. Gözlerini yere indirdi. Gözyaşlarını
kimsenin görmesini istemiyordu. Zaten nedense etrafındaki insanlar ona sanki
kaçık gibi bakıyorlardı. Rahatsız olmaya başladı bakışlardan. Artık
bıkmıştı... Yine sevgilisi geldi aklına.. Neden gelmedi acaba diye düşünmeye
başladı. Gözlerini kapattı. 7 sene oldu dedi. 7 senedir hergün bu
sahildeydi, sevdiğini bekliyordu. Daha fazla dayanamadı. Kalbi parçalanacak
gibi oluyordu. Gözlerinden 1 damla daha yaş güllerin üzerine damladı... Yine
gelmeyecek galiba, en iyisi ben onun evine gideyim diye mırıldandı...Hiç
olmazsa gülleri her zamanki gibi yanına koyar, ona vermiş olurdu... Genç
adam ayağa kalktı. Sevdiğiyle buluşmak üzere, yeşil tepenin ardındaki
kabristana doğru yürümeye başladı.
muratakar@

Dostluk

16 Eylül 2008 Salı

İBRAHİM Peygamber 'i yakmak için müthiş bir ateş
yığını hazırlayıp içine atmışlar.
O sırada gökte, ağzinda küçücük bir kuru dal olan
minik bir kuş belirmiş ve
peygamberin üzerinden geçerken kuru dalı ateşe
bırakmış.
İBRAHİM Peygamber kuşa seslenmiş: "O minicik çöpü
atmışsın,
bu koskocaman ateş için ne fark eder ki?" Kuş, "Olsun,
düşman olduğumuz belli olsun" demiş.

Az sonra minicik gagasına bir damla su ile bir başka
kuş belirmiş ve o da suyu ateşin üzerine bırakmış.
İbrahim Peygamber ona da sormuş: "Bir damlacık suyu
bıraktın ama bu kocaman ateş için ne fark eder ki?"
Kuş cevap vermiş: "Olsun, dost olduğumuz belli olsun."
yilmazgamze@

Kadınların Hayalindeki Erkek

30 Haziran 2008 Pazartesi

HEY KIZLAR BÖYLE BİR ERKEK GÖRDÜNÜZ MÜ? YA ERKEKLER SİZCE TÜRÜNÜZDE BÖYLESİ VAR MI:)))
Beyaz atlı prensi test etmenin olanağı...
Karşınızdakinin doğru adam olup olmadığını anlamak için işte bazı püf noktaları:
İlk randevunuzda ne giydiğinizi hatırlıyorsa...
Terfi ettiğinizde sizinle aynı mutluluğu paylaşıyorsa ve bunu kıskanmadan, övünerek bütün arkadaşlarına anlatıyorsa...
Traş bıçağını kullanmanıza izin veriyorsa...
Özel bir sebebi olmadan size çok özel çiçek buketleri gönderiyorsa...
Kavga ettikten sonra günlerce suratını asmıyorsa...
Sabah yataktan kalkar kalkmaz sizi çok güzel buluyorsa...
Hatalı olduğunuz durumlarda sizinle dalga geçip alay etmiyorsa...
Saçma sapan bir yanlış iş yapsanız bile anlayışla davranıyorsa...
Pazar sabahları size kahvaltı hazırlıyorsa (beraber kaldığınızda, kahvaltıyı getiriyorsa)...
Günler önce karar verdiğiniz romantik akşam yemeği randevunuzu son dakikada sırf işiniz yüzünden iptal ettiğinizde, anlayışlı davranıyorsa...
Arada sırada dahi olsa "seni seviyorum" diyorsa...
Sizsiz hayatın boş ve anlamsız olduğunu hissettiriyorsa...
Bu adam doğru adamdır. Lütfen elinizden kaçırmayın!
sumru@

Kadın Erkek İlişkileri Üzerine Ünlülerin Sözleri

29 Haziran 2008 Pazar

--------------------------------------------------------------------------------

Hiç evlenmedim çünkü gerek yoktu.
Evimde bir kocanın yerini doldurabilen üç hayvan besliyorum:
Her sabah hırlayan bir köpek,bütün gün küfür eden bir papağan ve geceleri geç gelen bir kedi...

Marie Corelli

***
Şahsen, yirmi dördüne kadar "doğru" adama rastlamadıysa, bir genç kızın
şanslı olduğunu düşünüyorum...

Deborah Kerr (Women's Wit and Wisdom )

* **
Evlenmek isterim, çünkü bir erkeğin her gece
benimle birlikte uyumaya kanunen mecbur olması fikri hoşuma gidiyor.

Carrie Snow

***
Hayır Anneciğim, Bay Doğru ile henüz tanışmadım...
Fakat, Bay Cimri, Bay Kaba ve Bay Evli ile tanıştım...

XX
***
Soru: Erkekler eşit bir ilişkiyi nasıl tanımlar?
Cevap:
Siz pişirirsiniz/erkek yer;
Siz temizlersiniz/erkek kirletir;
Siz ütülersiniz/erkek buruşturur.
XX
***
Bütün erkekler sıkıcı, kaba, cimri, sapık ve çeşitli türlerde manyaktır
demek istemiyorum. Ama ihtimaller öyle gösteriyor ki,insaniyet ölçülerine
uyan birini bulana kadar yukarıdakilerin çeşitlemeleriyle çıkmak zorunda
kalacaksınız....

Audrey Norris

* **
Bir erkeği tanımlarken birçok kelime kullanabilirsiniz. Onun için
nazik,sevgi dolu, düşünceli diyebilirsiniz. Bu yalan olur ama yine de
söyleyebilirsiniz.
Anonim
* **
Bütün bir gün boyunca parlak espriler patlatan bir erkek kadar hiçbir şey
beni korkutamaz...

Mme de Sévigné

* **
Bir erkekle her konuda konuşabilirsiniz. O anlamayacaktır, ama yine de
konuşabilirsiniz.

Anonim


* **
Erkeklerin en sık yaşadığı hayal kırıklığı,bir kadının da bir beyne sahip
olduğunu fark etmeleridir...

Margaret Mitchell ( Rüzgar Gibi Geçti )
* **
Neden kadınlar ısrarla "gizemli" olarak tanımlanır?
Herhalde organik ve psikolojik yapılarını gizledikleri için
değil, erkelerin bu yapıları keşfetmek için hiçbir zaman çaba
göstermedikleri için olsa gerek.

Ruth Herschberger ( Adam's Rib )

* **

Kadınların hepsi aptal değildir. Bazıları bekardır.

XX

***
Kadınların hataları vardır. Erkeklerin sadece iki tane hatası vardır:
Bütün söyledikleri Ve bütün yaptıkları.

Anonim

***
Çoğu erkek terbiyeli olmayı öğrendiğinde artık
başka bir biçimde davranamayacak kadar yaşlanmış oluyor.
Anonim

***
Bir erkek için, kadınların onun evlenme teklifini reddetmesi daima
anlaşılmaz olmuştur.
Jane Austen
* **
Gerçeği bildikleri için erkekler kadınların
dedikodu yapmasından hiçbir zaman hoşlanmamışlardır;
yani ölçülüp biçilip mukayese edildikleri durumdan.
Erica Jong
***
Kadınlar yüzyıllarca, erkek figürünü normal boyutunun
iki katı gösterecek, büyülü ve güzel bir yansıtma
gücüne sahip aynalar gibi hizmet ettiler.

Virginia Woolf ( Kendine Ait Bir Oda )

* **
Ne zaman akşam yemeğine geç kalsa, onun ya beni aldattığını ya da sokakta
ölü olarak yattığını düşünür,hep ikincisi için dua ederim. ...

judithViorst (Women's Wit and Wisdom )

*
Bütün kadınlar uyanık oldukları zamanın çoğunu bir erkeği nasıl mutlu
edeceğini düşünerek geçirmez.Bazıları evlidir...

Emma Lee
*
O,bir kadının kurtulmak için evlenmek zorunda kaldığı türden bir
erkekti...

Mae West
*
Soru: Erkekleri evlenmek istemedikleri kadınların
peşinden koşmaya iten neden nedir?
Cevap: Köpekleri, kullanmaya niyetleri
olmadıkları arabaları kovalamaya iten dürtünün aynısı.

*
Büyük Katerina neden sevgililerini birlikte olduktan sonra öldürürdü?
Çünkü ertesi gün sevgilisinin ona telefon etmemesinin yarattığı boşluğa
dayanamazdı....
Gael Greene
*
Kendinize "Onda ne bulmuştum?" diye sorduğunuzda onda bulduğunuz şeyin
sadece sizin hayal gücünüzün bir ürünü olduğunu fark edeceksiniz.

Allie Walmsley

*
Bir erkek evliliği düşündüğünde, korktuğu şey,
kendini bir kadına başlamak değil, kendini bütün diğerlerinden
ayırmaktır.
Helen Rowland

Tarihte Ünlülerin İlginç Sözleri

25 Haziran 2008 Çarşamba

ÜNLÜLER
Dostlarindan biri, Fransiz krali 15.Lui'ye
-Majesteleri, demis. Akil vergisi almayi hiç düsündünüz mü? Hiç kimse budalaligi kabul etmeyecegine göre, herkes böyle bir vergiyi seve seve öder
Kral, alayli alayli gülerek
-Hakikatten enteresan bir fikir, cevabini vermis Bu bulusunuza karsilik,sizi akil vergisinden muaf tutuyorum.

Filozof Sokrates ve esi bir turlü iyi gecinemezlermis. Bir gun esi Sokrates'e verip veristirmis, agzina geleni soylemis. Bakmis kocasi hicbir tepki gostermiyor, bir kova suyu alip basindan asagi bosaltmis. "Bu kadar gok gurultusunden sonra bir sagnak zaten bekliyordum" demis

Shaw ve Churchill...
Bernard Shaw ile Churchill hic gecinemez ve sik sik birbirlerini ignelermis. Bernard Shaw, oyununun ilk gecesinde, oyuna Churchill'i davet etmis ve iki davetiyeye de bir pusula ilistirmis: Size iki davetiye
gonderiyorum. Bir dostunuzu alip gelebilirsiniz. Tabiidostunuz varsa."
Churchill lafin altinda kalirmi, hemen cevapgondermis: Maalesef o gece baska bir yere söz verdigim icin oyununuzu seyretmeye gelemeyecegim. Ikinci gece gelebilirim, tabii oyununuz ikinci gece oynarsa."

Eflatun... Bir gun Eflatun, talebelerinden birini kumar oynarken yakalamis ve siddetle azarlamis. Talebesi: "Iyi ama ben cok az bir parasina oynuyordum" diye itiraz edecek olunca Eflatun cevap vermis: "Ben seni kaybettigin para icin degil, kaybettigin zaman icin azarliyorum."

Dünya nimetlerine ehemmiyet vermeyen yasayis ve felsefesiyle ünlü filozof Diyojen, bir gün çok dar bir sokakta zenginliginden baska hiçbirseyi olmayan kibirli bir adamla karsilasir. Ikisinden biri kenara çekilmedikçe geçmek mümkün degildir... Magrur zengin, hor gördügü filozofa: "Ben bir serserinin önünden kenara çekilmem" der. Diyojen,kenara çekilerek gayet sakin su karsiligi verir: - Ben çekilirim!!

Meshur bir filozofa
- Servet ayaklarinizin altinda oldugu halde neden bu kadar fakirsiniz?diye
soruldugunda
- Ona ulasmak için egilmek lazim da ondan, demis

Kulaklarinin büyüklügü ile ünlü Galile' ye hasimlarindan biri:
- Efendim, demis. Kulaklariniz, bir insan için biraz büyük degil mi?
Galile: Dogru, demis. Benim kulaklarim bir insan için biraz büyük ama, seninkiler bir esek için fazla küçük sayilmaz mi?

Bir toplantida bir genç M. Akif küçük düsürmek için:
- Afedersiniz, siz veterinermisiniz? demis.
M. Akif hiç istifini bozmadan su cevabi vermis:
- Evet, biryeriniz mi agriyordu?

Yavuz Sultan Selim, birçok Osmanli padisah gibi sefere çikacagi yerleri gizli tutarmis. Bir sefer hazirliginda, vezirlerinden biri israrla seferin yapilacagi ülkeyi sorunca,
Yavuz ona
- Sen sir saklamayi bilirmisin? diye sormus Vezir:
- Evet hünkarim, bilirim dediginde, Yavuz cevabi yapistirmis:
- Bende bilirim.

Sultan Alparslan 27 bin askeriyle bizans topraklarinda ilerlerken, kesfe gönderdigi askerlerden biri huzuruna gelip telasla:
- 300 bin kisilik düsman ordusu bize dogru yaklasiyor, der. Alparslan hiç önemsemeyerek söyle der:
- Bizde onlara yaklasiyoruz.

Bir filozofa sormuslar: sansa inanirmisniz?
Filozof: Evet, yoksa sevmedigim insanlarin basarisini neyle açiklardim.
yadigaryadigar@

Kısa Kısa Espiriler

23 Haziran 2008 Pazartesi

Düşünce suç olmasın kalkınca suç olsun

Havada uçan yesil zeytine ne denir? Havada uçan yesil zeytin.

Yerde gezinen siyah zeytine ne denir? Havada uçan yesil zeytinin gölgesi

Bir aile hep patates yiyormus, bir gün kapi calmis kim gelmis? Cevap: Gına.

Bir elma diskoya neden gitmis? Cevap: Kurtlarini dökmek için.

Köstebekler, ben beklemem

Yikanan ton'a ne denir? Cevap: washington

Biz sade vatandasiz, zenciler kakaolu,çinliler limonlu

Muazzez Abaci neden çok mutluymus? Cevap: Bu aksam hüzünleri evde birakmis.

Hep bilen ördeklere ne denir? Cevap: blendax

Hep dönen ördeğe ne denir? Cevap: firildak

Dünyanin en pis sporu hangisidir? Cevap: BOKs

Emaye tencere....no I'm not

Bir adam elinde birsey ile bir odaya girmis bu elindeki sey herseye degiyormus, bu neymis?
Cevap: Magnum'sa eger herseye deger

Annem unu eledi, finale çıktı

1. Viyana kusatmasi neden bitmis? Cevap: Etrafta atacak kus kalmadigi igin

Muazzez Abaci sahnede kipirdayamiyormus neden? Cevap: Hatiralar sarmis dört bir yanini

Kaptan Kemal konusuyor, kaptan Kemal konusuyor cikarin beni bu kaptan

Japon yapistiricim var, yapistiracak Japon yok.

Bilimsel Güzin Abla

22 Haziran 2008 Pazar

İzmirden M.T. soruyor:
Hocam, ben 38 yasinda, kimya ogretmeni bir genc bayanim. Uc ay kadar once kismetim acildi ve iyi niyetli bir gencle tanistim. Gecen hafta da nisanlandik. Mutluluktan ucuyordum ki dun laboratuarda korkunc bir sey
kesfettim. Nisanlimin bana aldigi yuzugu denemek icin civaya attim, ve maalesef yuzdu. Halbuki saf altinin ozgul agirligi civaninkinden fazla, batmasi gerekirdi. Demek bana aldigi yuzuk saf altin degil, oyleyse
sevgisi de saf olamaz. Simdi ben bu civayi nisanlimin yemegine koyup bu isi bitirmeyi dusunuyorum, ne dersiniz?

Prof. Cakanyildizin cevabi:
Arsimet'in hayatina her yonuyle vakif oldugunuz anlasiliyor. Yalniz yuzey gerilimini hesaba katmamissiniz, civanin yuzey gerilimi suyunkinden cok daha fazladir, boylece kendinden agir cisimleri de kaldirabilir, cunku o cisim batarken ortaya cikartacagi yuzey icin harcamasi gereken enerji, kendi potansiyel enerjisinden fazla olabilir. Ayrica civanin saf olmama ihtimali de var, o yuzden ani kararlar vermeyin derim.

:) Bilimsel Güzin Abla (2)
Soru: Hocam ben 22 yasinda bir ev kiziyim. Iyi de bir kismetim cikti, evlenmeyi dusunuyorum. Yalniz aklima takilan birsey var, belki biraz daha beklersem, karsima daha iyi bir kismet cikacak. Bu konuda beni aydinlatirsaniz sevinirim.

Prof. Cakanyildizin cevabi:
Bu oldukca komplike bir problem. Genc kizlik doneminizde toplam kac kismetiniz cikacagi da en onemli degisken. Diyelim ki cesitli faktorleri gozonune alarak size (eger hepsini reddederseniz) n ayri kisinin talip olacagini farzedelim. Bu durumda, ilk talibinizin en iyisi olma ihtimali 1/n'dir, o yuzden ilk isteyene gitmeyin derim. ilk isteyeni reddeder, ondan sonra da ondan daha iyisini beklerseniz, cok buyuk bir ihtimalle (n-1/n) daha iyi bir secim yapmis olursunuz. Problemin tam cozumu ise Lagrange-Teukolsky denklemlerinin discrete cozumunu gerektiriyor, o da bugun bilinen tekniklerle maalesef imkansiz Bilimsel gelismeler inaniyoruz ki yakin bir gelecekte bu toplumsal yaraya da care olacaktir. Simdilik ozel durumlar icin bilgisayarda yaptigim simulasyonlardan elde edilen bir "rule of thumb" soyleyebilirim, ilk ucte biri reddet, sonra gelenler icinde
reddedilenlerin hepsinden iyi olani kabul et. Bircok genc kizimizin zaten instinctive olarak buna benzer bir metod kullanmasi insan beyninin processing gucu hakkinda dusundurucu.
yadigaryadigar@

Komik Spiker Diyalogları

15 Haziran 2008 Pazar

"bagiriyorummm haykiriyorummm hatta sevinçten çildiriyorummmm" ercan taner,
galatasaray-leeds united maçi bitisi

"hami dandi'ye dan diye çakti" umit aktan, dundee united vs. trabzon maçinda
hami'nin golünden sonra

umit aktan, grasshopers - galatasaray macinda :
"gollerimizi hagi ile arif atti sayin seyirciler. bu tablo bana buyuk turk
bestecisi haci arif bey'i hatirlatiyor nedense."

"zaten bizim nösetelden de 5 tane çocugumuz var." umit aktan

galatasaray'in werder bremen'e orda 2-1 yenilmesinden sonra umut verici bir
skor olduğu için sevinçli bir halde mustafa denizli'nin yanina kosan bülent
karpat: "mustafa iki bir daha kaç eder?"

"tugay, vurursa gol olur, vuruyoooor, aut..." bulent karpat

mac: ingiltere - türkiye
yayin: trt
spiker: abidin aydogdu
skor: 8-0
8. gol sonrasi:
vay anasini sayin seyirciler, bir gol daha yedik!?

kanal trt 1 , Barcelona - real madrid maçi oynaniyor, maçin özelligi Luis
figo'nun barcelona'dan real madrid'e transfer olduktan sonra real formasiyla
ilk kez nou camp stadina çikiyor olmasi. 100bin küsur barselona seyircisi
figo'ya her top gelisinde protesto ediyor ve maçi anlatan yalçin çetin
abimiz incileri siraliyor:
- evet az önce ekranda figo yoktu ama uğultusundan onu hissedebiliyorsunuz
- ispanyol televizyonu göstermiyor ama tribünlerde figo'nun pek de iç açici
olmayan posterleri var sayin seyirciler

euro2000, turkiye ceyrek finale cikmis, huseyin basaran omer urundul'le
rakibimiz portekiz'i tartisiyor: "simdi bu portekiz'de figo diye bir arkadas
var."

mac: kocaelispor - besiktas
yayin: tgrt
spiker: umit aktan
amokachi malvarligini icine soktu..
*amokachi altin zincirini formasinin icine sokmustur..

biz bu almanyayi sadece inonude degil dunyanin her yerinde yeneriz aman aman
recep aman aman recep aman recep ve gol anonim

fenerbahce-karsiyaka maci ozturk pekin:
"aygun kaleci ile karsi karsiya...aygun...aygun!!...at onu
aygun!!!!....ahaha gooooll!!!!.... eehehooe ee e e yani futbolun guzelligi
icin at aygun, seyir zevki icin at..."
"hakan, önünde kocaman bir kale, bir plase yapsan yetecek gole..." ilker
yasin(1995) euro96 grup eleme maçi, isviçre-türkiye (1-2) hakan sükür bir
gol pozisyonunu kaçirdiktan sonra

can bartu, atv'de besiktas maçi yorumlarken:
"walsh ikinci yari çok etkisiz, kendisini oyunda hiç göremiyorum.." (walsh
devre arasinda oyundan çikmistir..)

parma ve inter arasında oynanan italya kupası maçı, kanal trt 1. parma
takimi cosmus maçi 6-1 önde götürüyor. maçi anlatan hüseyin basaran abi de
cosmus parma'nin her ataginda "yedinci gol mü geliyorr" deyü bagiriyor. son
dakikalarda hepten çigirdan çikip asagidaki kelime oyunlu cümleleri
sarfediyor:
"parma yine atakta... cünyır... cünyırrrr... yedi mi? yedi miii?
yemediiiiiii. kaleci ballotta yemedi bu golü." (huseyin basaran bu espriyi
yaptiktan sonar mikrofonu kapatip kendi esprisine gulmustur)

manchester utd-gs maçında cantona stumpf'a yaptığı faulden sonra özür
dilerken:
bir fransiz bir almandan, bir türk ve bir ingiliz takimlarinin maçinda özür
diliyor. umit aktan

manchester utd-gs maçinin bitisini umit aktan'dan dinliyoruz: "bu 90
dakikada üç sifirlik bir mançester galibiyetini bile az gören seyirciye
karsi, üç ikilik bir galatasaray galibiyetinin sevincini yasarken, maçi üç
üç bitirmenin üzüntüsünü yasiyoruz

hüseyin basaran, Sili-brezilya maçi, sürekli zamorano ile ronaldo'yu
karistiriyor. 4-1 biten maçin 3. golünü atan ronaldo golü atarken)"zamorano
siyrildi, zamorano, zamorano ve goool. zamorano'nun golü" (kisa bir
sessizlik) "yine zamorano dedim sayin seyirciler"

00/01 sampiyonlar ligi ceyrek final galatasaray-real madrid radyodan.
spiker: umit aktan, mac 2-0'dan 3-2'ye dondukten sonra "hagi yine yokluyor
kaleyi. umit, hasan ve jardel'den sonra casillas'a bir ampul de ben
takacagim diyor. ispanyada da variz real madrid. madridde de variz, orda da
takariz."

"e tabi sevgi olayi ercan" (su kel kafali hakem oyundan çikan haginin elini
sikinca tanjunun ercan tanere ettigi laf)

ilker yasin oliviera'nin hat-trick yaptigi belcika-turkiye maci esnasinda:
"evet sayin seyirciler elin zencisi, elin arabi hat-trick yapiyor bizim
hakan'imiz bizim oktay'imiz uyuyor"

turgay seren antepteki g.antep - gs maci ertesi: "yalniz sole de bi olay
oldu, bi pozisyonda emre topu aldi orta sahadan gitti gitti "batistuta" ona
ole bi vurdu ki hakemin orda faulu verip batistutaya bi de kirmizi kart
cikarmasi lazimdi, ama o naapti oyunu devam ettirdi batistuta da butun mac
tekme atti....."

abidin aydogdu danimarka-fransa maçini anlatirken:
zidane kosarken topa basar ve düser : "evet zidan'dan fantastik hareketler"
peter schmeichel bir pozisyonda sakatlanir ve ayaga kalkamaz: "Simaykil 39
yasinda.. acaba yasliliktan mi yerde kaldi,
yoksa gerçekten mi sakatlandi"
yanliş karar veren hakemi seyirciler protesto eder: "bu dünyadaki en yalnız
insanlar hakemlerdir sevgili seyirciler, bu dünyanin her yerinde böyledir."

akin göksu, meltem tv'de peruggia-trabzon uefa kupasi maçini anlatiyor, bir
ara yorumcu hüseyin tok'un ismini karistiriyor:
"evet sayin top... eee top? top sahada.. sayin tok.."
aynı maçta trabzon 3-1 öne geçince italyan taraftarlar ellerine ne geçerse
sahaya atiyor, yan hakem can havliyle bayragini atip sahanin ortasina
kaçiyor. bizim oyunculardan biri yalakalik olsun diye ofsayt bayragini alip
hakemlere getirirken:
"evet, iste görüyorsunuz sayin seyirciler, sahaya galatasaray bayragi
atmislar!!"

galatasaray-milan maci (sabri urgan): "capone'un vurusu ve top diregin ah
ustunden di$ari gidiyor sayin seyirciler.resmen,ah ustu bu,az ustu diil
sayin seyirciler.."

25.07.2001 tarihinde oynanan galatasaray-vllaznia sampiyonlar ligi 2.
öneleme turu ilk maçi. maç kanal d'den yayinlaniyor ve ilker yasin şakiyor:
"ah arif... orda döndün mü vuracaksin taaak"

galatasaray-psg kupa galipleri 2.tur, galatasaray macin basinda 2-0 galip
"vurdurmalayalim oralardan..vuruyor..yapma hayrettiinnn..ahhhhh..yapma
yapma..." anonim

rangers-fenerbahce macinda fenerin kacirdigi bi pozisyondan sonra ziya
sengul:
"-bu... bu... bu gol katliami baska bir sey degil.."

tarih 19/09/2001, mac psv eindhoven-galatasaray (yagmur yagmis, saha islak
ve agirdir) "dileriz bu yagmur cimbomun gol ciceklerini sulamak icin
yagiyordur!" anonim

sene 1988,gs-monaco ceyrek final maci,prekazi'nin unutulmaz golü radyodan
orhan ayhan tarafindan soyle aksedilir: "prekazi geliyooooor vuruyoooooor
ohhhhha be prekazi bu ne beee!"

fenerbahce - lyon maçi sonrasinda, verilmeyen penalti pozisyonu hakkinda
yorumculardan biri "yüzde yüz penaltiydi" cümlesini kullanir. bunu duyan ali
sami alkiş: "ne yüzde yüzü?? binde bin, binde bin!"

fenerbahce-bayern leverkusen maci
"...leverkusen cok gol kacirdi. bakalim futboldaki atamayana atarlar kurali
isleyecek mi?"... anonim.

Kadınlar ve Erkekler

10 Haziran 2008 Salı

* Kadınlar vitrinde gördükleri "İndirim" lafına dayanamaz. İndirimdeki mal kadında mıknatıs etkisi yapar. 10 tane benzer pabucu olsa indirimde gördüğü ayakkabıyı alır, siz, "Bunların aynısı dolabında var" deseniz "Sen gerçekten hiç anlamıyorsun" lafını yapıştırır.

* Kadınlar ağlar. Ancak tek başına bir köşeye çekilip de -yalnız- ağlamaz. Kadınlar, sadece sevdiği erkek duyabilecekse ağlar.

* Bütün kadınlar kesin bir cevabı olmayan konularda soru sormakta müthiş ustadır. Maksat, siz kendinizi sürekli suçlu hissedin.

* Kadınlar asla sır saklayamaz. Daha doğrusu, kadınlar için bir sırrı en yakın üç arkadaşlarına söylemek sırrı açık etmek kapsamına girmez. Bu mantıkla hepsi en yakın arkadaşlarına söylediklerinden sonunda sırrı bilmeyen kalmaz.

* Kadınlar telefona cevap vermeyi sevmez, uzun uzun çalsa dahi rahatsız olmadan açmayabilirler. Lakin telefonda dünyanın en uzun konuşmalarını yapanlar da yine kadınlardır.

*Kadın yatağa yatmadan "evvel" saçını tarayan tek yaratıktır.

* Kestirme yola sapıldığında her kadına bir "kaybolacağız" korkusu gelir.

* Kırmızı ışık, kadınlar için, "makyaj molası" işaretidir.

*İstisnasız her kadın vermesi gereken bir-iki kilo olduğunu düşünür.

* Kadınlar durup dururken eve bir buket çiçekle gelen kocadan şüphelenir.

* Kadınlar tuvaletin kapağını küçük bir hareketle indirmek yerine tuvaletten salona kadar yürür, kocasına söylenir ve tuvalete geri döner.

* Erkek konuşurken kadın lafın ortasından konuşmaya dalar ve devam eder. Aynı şeyi erkek yapacak olsa kıyamet kopar.

* Düğünlerde kadın kadına dans edenleri görünce kimsenin aklına bir şey gelmez. Erkekler için durum aynı değildir.

* Karısının göz ucuyla bir başka adama baktığını yakalayabilmiş erkek yoktur. Oysa kadınlar erkeklerini başka kadına baktığı an -saniyesinde- yakalarlar.

*Kadınların erkeklerden daha çok para kazandığı tek meslek vardır: Top modellik.

* Kadının dondurmayı nasıl yediğine bakarak karakter testi yapabilirsiniz.

* Evde saatlerce kendi giyimiyle ilgilenen kadın, sokağa çıktığında saatlerce başka kadınların elbiseleriyle ilgilenir.

* "Yok bir şey"in anlamı kadınlarda, erkeklerinkinden, tamamen farklıdır.

* Kadınlar her konuda erkeklerle eşit olmak isterler. Üç istisna: Erkek tuvaletlerine girmek, çöpü indirmek ve hesabı ödemek.

* Kadınlar asla haksız değildir... En haksız olduğu konuda bile "Kendime göre nedenlerim var" der.

* Tabiatta kadınlara karşı son sözü söyleyebilecek tek bir doğal yapı vardır: Yankı!

* Kadınlar kendilerine neler verildiğine değil, onlar için nelerden vazgeçildiğine bakar.

* Zengin adam, karısının harcadığından daha çok kazanabilen erkek demektir.

* Kadınlar "Erkeklerle eşitiz" iddiasını sürekli tekrarlamaktan vazgeçtikleri anda, erkekler kadınları kendilerinden üstün gördüklerini söyleyebilme fırsatını yakalayacak.


* Kritiklere başlayan kadın, kritik bir yaşa gelmiş demektir.

* Evlilikler aynen kazalar gibidir, iki şahit ister.



* Kadın elinizi tuttuğu anda, bilin ki, eninde sonunda tepenize çıkacaktır.

Komik Tabelalar ve REsimler

14 Mayıs 2008 Çarşamba





Hayatın Püf Noktaları

22 Nisan 2008 Salı

> *Zor açılıp kapanan çekmecenin sürten kısınlarına vazelin sürün.
> *Başınız ağrıyorsa kahve çekirdeğine limon sıkıp yiyin.
> *Şarap şişelerinin mantarını tekrar şişeye geçirmek için mantarı
> kaynar suyun içine atın.
> *Ağız kokusuna karşı kahve çekirdeği çiğneyin.
> * Dişlerinizi temizlemek için çileği ezin ve diş fırçanızın üzerine
> koyun. Diş etlerinize kompres yapın. Sonra dişlerinizi fırçalayın.
> * Küçük yanıklara temiz bir süngeri hafifçe ıslatın. Dondurucuya
> koyun, soğuk süngerle yanmış yerin üzerine hafif hafif kompres yapın.
> * Fermuarınız sıkışırsa bir kurşun kalemle fermuar dişlerinin üzerini
> karalayın.
> *Gözlük camınıza gliserin ile silerseniz buğulanmadığını göreceksiniz.
> *Ayakkabılarınız ayağınızı sıkıyorsa, bir bardak saf alkolü
> ayakkanının içine dökün. İyice derisine yedirin ve giyin. Derisi
> ayağınıza göre açalıcakdır.
> *Fareleri kaçırmak için bir karton parçasınını üzerine nane yağı sürün
> ve farelerin geldiği yere koyun.
> *Arı ve sinek sokmalarına karşı, kesme şekere biraz ıslatın. sokulan
> yerin üzerine hafifçe bastırın.Bu zehiri alır, kaşınmayı ve şişmeyi
> önler.
> *Boya kokusunu gidermek için, iki büyük baş soğanı soyupikiye
> bölün,suyun içine atın.
> *Küçük cam kırıklarını temizlerken ıslak pamuk imdadınıza yetişir.
> *Ağzı dar şişe ve kavanoz temizlemek için biraz deterjan, biraz su ve
> bir kaşık pirinci kavanoza koyup çalkalayın.
> *Haşladığınız yumurtanın suyunu evinizdeki çiçeklerin dibine dökün.
> *Boya fırçaları sertleşmişse kaynamış sirkeli suda
> bekletin.Yumuşadığını göreceksiniz.
> *Gülleriniz boyunlarını bükerse önce sıcak suya, sonra soğuk suya
> batırın.
> *Sigara küllerinizi saksınıza koyarsanız yapraklardaki kurt ve
> böcekleri yok edersiniz.
> *Soyulmuş patateslerin kararmasını istemiyosanız içinde su ve tuz olan
> bir kabın içine koyup buzdolabında saklayın.İki hafta dayanır.
> *Dereotunu saklamak için, temiz bir havluya sarın, bu şekilde naylon
> torbaya koyup buzdolabında saklayın.
> *Balık kokan tava için önce limonla ovun daha sonra yıkayın.
> *Kesik limonu saklamak için, bir tabağa toz şeker serpin, kesik tarafı
> şekerin üzerine gelecek şekilde koyun.Limonu iki hafta kurumadan
> saklayabilirsiniz.

Kıskanmak ve içimizdeki Bıçak

KISKANMAK VE İÇİMİZDEKİ BIÇAK

Bıcağı saplayan çıkarsın isteriz.

Kuşkunun ya da kaybetme endişesinin hançerini kim içimize sapladıysa, onu ordan çıkarma ve yaramızı iyi etme kudreti de yanlızca ondadır çünkü.

İçimize yerleştirdiği andan itibaren sivri pençeli bir kara kuş gibi bizi didikleyen kıskançlığı insanoğlunun en çözümsüz dertlerinden biri haline getiren de, çareyi o kara kuşun içimize yerleştirip bizi çaresiz bırakanda aramak zorunda kalmamızdır.

O kara kuş sanki boynuna takılı gizli bir iple onu oraya yerleştiren sahibine bağlıdır, o uzaklaştığında kuşun pençeleri daha da keskinleşir, gagası değdiği her yeri dağlayan zehirli bir diken gibi daha da derine batar; sahibine yaklaştıkça vahşeti azalır.

Ve biz, acımızı hafifletebilmek için o kara kuşun sahibinin peşinden sürüklenir gideriz. Bütün istediğimiz kuşun sahibine kimsenin dokunmaması, onun kimseye yaklaşmamasıdır; o birden hoşlandığı ya da birine dokunduğu zaman içimizdeki bıçak kımıldar, kuş çanavarlaşır.

Şeytanın yarattığu mora doğru her tür karanlık rengin kıpraştığı bir gökkuşağı, sevdiğin tarafından sevilmediğinin endişesinin yarattığı keder, istediğine dokunamamanın getirdiği huzursuz yanlızlık duygusu, beğenilmediğine inanmanın yaratttığı aşağılanma, bir başkasının sana tercih edildiğini düşünmenin getirdiği eziklik ve öfke, alay edilme korkusu, benliğine olan güvenini kaybetmnin sonucunda kendini değersiz görme, bir başkasının beğenisine muhtaç. olduğunu hissetmenin zavallılığı.

Bütün bu karanlık, bu yok edici duygular demirden bir kapak gibi kapanır üstüne.

Kendini tutsak, kıskandığını özgür görürsün.

Sen kımıldıyamazken onun her an başka biriyle oynaştığını hayal edersin.

Şüpelenir bilenirsin.

Hayaller uydurursun.

Belki de kendini çok aşağılanmış bulduğundan, kendinden intikam almak ister gibi, canını en çok yakacak hayalleri yaratırsın zihninde, onun bir başkasıyla nasıl seviştiğini, neler fısıldadığını, neler yaptığınuı eb ince ayrıntılarına kadar canlandırırsın aklında.

İyi haberlere inanmakta güçlük çekersin, kötü haberlere ise inanmaya hemen hazırsındır.

Kıskançlık başladıktan sonra kuşku keskin dişleriyle öyle kemirir ki içinde herhangi bir şeye inanabilecek sağlam tek bir yapı bile kalmaz; uçurumlarla dolar zihnin; inanmak istediğin, inanmaktan sevinç duyacağın her haber, her bakış, her söz her gülümseme, aynı kuyrukluyıldızlar gibi, bir anlık bir ışıkla parladıktan sonra o uçurumlara doğru kayıp kaybolur.

Ne gariptir, seni sevindiren o gülümseyişi görüp o sözü duyduktan sonra, o bir anlık sevinci yaşayıp da ardından kaybedince kuşkuların eksileceğine daha da artar, o gülümseyişin seni aldatmak için olduğunu düşünürsün, bu sefer kuşkularına düşmanlık da karışır.

Ve bir insanın birini hem sevip hem de ona düşmanlık duyması kadar taşınması zor bir duygu ikiliği, inanın az bulunur.

Bu hal, bıçağın artık iyice derine saplandığı, kuşun kanatlarını açarak çılgınca çırpındığı bir haldir.

Bıçağı saplayanın bile acıyı yatıştırmakta zorlanacağı bir hal.

Yine onun peşindesindir, onun yanında olmak, onu görmek, onun bir başkasına dokunmadığından emin olmak istersin, ama artık acı, sahibinden bile kopmuş, bozulmuş bir ordu gibi denetimden çıkmıştır.

Kıskandığın her kıpırdandığında bıçak derine iner, kuş canavarlaşır.

Acıyı iliklerine kadar hissedersin.

Bu acıdan kurtulabilmek için ölmeyi ve öldürmeyi bile düşünürsün.

Othello, böyle bir durumdayken karısının değil de düşmanının sözlerine inanır, o iri se siyah elleriyle okşamaya kıyamadığı o beyaz boynu sıkar.

Shakespeare, bir insanın içinde, sevdiğinden kuşkulanmak için ekilecek kötü tohum bekleyen uğursuz bir toprak olduğunu anlatır bu piyesinde; o tohumun nasıl büyüdüğünü, kıskançlığın her duygudan daha büyük ve daha geniş bir ağaç haline gelip bütün öbür duyguları gölgesiyle örtebildiğini gösterir.

Artık her baktığında, eskiden sevgiyi, neşeyi, sevinci gördüğün yerlerde ihaneti ve aşağılanmayı görürsün.

Birisini istemenin ağır bir zincir bigi bütün ruhuna dolandığını, seni güçsüzleştirdiğini, seni senden çaldığını hissedersin.

Bir yandan zincirini biraz gevşetsin, bıçağı biraz çeksin diye yalvarır, bir yandan da seni yatıştıracak her sözü seni kandıracak bir tuzak gbi görürsün.

Çırpınmaya başlarsın.

Acıklı ve zavallı bir çırpınıştır bu.

Sesin değişir, bakışların değişir, konuşman değişir.

Daha önceleri seni güldüren bir şaka şimdi yaralayan bir alay olarak çarpar kulaklarına.

Öfkelenirsin, kabalaşırsın; çaresizliğin acıklı çirkinliği yerleşir davranışlarına.

Sevilecek yanlarını kaybedersin.

Artık iyileşmek bile değildir istediğin, zaten iyileşebileceğine olan inancını da elden kaçırmışsındır; istediğin, kıskandığın canını acıtmak, onu cezalandırmak, senin çektiğini onun da çekmesini sağlamaktır.

Ama bunu pek başaramazssın.

Onun ne canını acıtmayı ne de onu güldürmeyi.

Sıkılır ve sıkarsın.

Acı dayanılmaz hale geldiğinde, bir gün, aniden kendini kurtulmuş, özgürleşmiş, iyileşmiş hissedersin; yalancvı bir duygudur bu, sevinçle sarılırsın ama, aynı kabuslarda olduğu gibi sarıldığın o sevincin kısa sürede yeniden ellerinin arasında bir kedere dönüştüğünü fark edersin.

Bu kısa sevincin ardından gelen sarsıntı ise büyük bir şaşkınlık yaratır.

Ama bu sarsıntıyı iyileşmenin ilk işaretidir.

Altında ezildiğin, seni sen yapan ve rusal mimarisini ayakta tutan bütün sütunları birer birer kırıp seni çökerten o acılara, şüphelere, aşağılanmalara daha fazla dayanamayan varlığın, nerdeyse senden bağımsız bir şekilde, hayvansı bir içgüdüyle kurtulmak için silkinmeye başlamıştır.

Kurtuluş anları daha sık yaşanır olur.

Ançak kıskançlıktan ve acıdan kurtulurken sevgiden de kurtulduğunu, sevdiğine duyduğun sevginin azalmaya başladığını hissedersin ki, bu da başka bir acı yaratır, çünkü insan birini severse onu sevmekten vazgeçme ihtimalini düşünmeye bile tahammül edemez.

Üstelik ortada kapanmamış bir hesap vardır. Sen acı çekmişsindir; sevdiğini sevmekten, kıskandığını kıskanmaktan vazgeçtiğinde çektiğin acının intikamından da vazgeçeceksin demektir.

Hayat gariptir; kıskançlık yeni başladığında çılgınca kurtulmak ve sevmekten vazgeçmek istediğinde değil de, kurtulma duygusunun seni üzdüğü, vazgeçmek ihtimalini seni tedirgin ettiğinde vageçmeye başlarsın.

Bu macera bitmektedir.

Bir zaman sonra tümüyle kurtulur ve özgürleşirsin.

Bir zamanlar köle olduğunu gösteren o damga vurulmuştur ruhuna.

Sapı kırık bıçak, ölü bıçak bir uş iskeleti kalır içinde.

Bıçağı saplayan çıkarır çünkü; o çıkarmadıkça, kesinliğini kaybetmiş de olsa o bıçak orada durur.

Bazı sabahlar için titreyerek, özlemle ve kederle uyanırsın; o bıçağın ruhuna sapladığı anki ateşi hissedersin içinde, ama o ateş yüzünde tuhaf bir gülümseme bırakarak çabuk söner.

Bıçağı saplayanın çıkarmadığını, kapanmamış bir hesabı taşıdığını hatırlarsın sadece.

Dumurlar

21 Nisan 2008 Pazartesi

> >Geçen sene Hava Harb Okulunun Sinavina
> >gitmek için Bursa
> >Terminalinde
> >otobüsümü bekliyodum. Bu ilginç bi olaya
> >tanik oldum. Adamin teki
> >karisini Istanbula yollamak için bi ototbüs
> >firmasindan bilet
> >almisti. Fakat otobüs firmasi adama ayirdigi
> >bileti baskasina
> >satmis. Adamda
> >bu sinirle gisede görevli olan memura su
> >sekilde bagiriyodu.
> >'Karimi s.ke s.ke götürceksiniz
> >Istanbulaaaaaa...
> >
> >
> > >>*********************************************************************
> >
> >Simdi arkadasimla Taksim'de takiliyoruz bi
> >adam aglayan cocugunu
> >susturmaya çalisiyor. Yanda da bi polis var;
> >sonra adam çocuga dedi
> >ki -Sus yoksa seni polise veririm. Yandaki
> >polis de bi dellendi
> >Lan gerizekaly biz adam mi yiyoruz da bize
> >veriyon cocugu?
> >
> > >>**********************************************************************
> >Bir gün Izmir'de Belediye otobüsünde
> >gidiyoruz arkadaslarla. Bizim
> >arkadas bos yer buldu ve oturdu. Sonraki
> >durakta da eli bastonlu
> >yasli bi amca geldi. Arkadas da killigina
> >adama yer vermedi. Adam o
> >arkadasin oturdugu koltugun yanina geldi ve
> >ayakta arkadasin yer
> >vermesini bekliyor. Fakat arkadas yerini
> >vermedi. Neyse adamcagizin
> >da yazik bastonu otobüs hareket ettikçe bi o
> >tarafa bi bu tarafa
> >kayiyo. Arkadas dayanamadi ve yasli amcaya
> >'Amca bastonun ucuna
> >lastik takarsan kaymaz' dedi. Adam söyle
> >bakti sonra 'o lastigi
> >zamaninda baban taksaydi simdi sen olmazdin,
> >ben de orda oturuyo
> >olurdum' deyince bütün otobüs koptu. Arkadas
> >o gün bu gündür
> >belediye otobüsüne binmez.
> >
> >

40 KURAL

1.İnsanlara beklediklerinden fazlasını verin ve bunu gönülden yapın.


2.Her duyduğunuza inanmayın.


3.Bütün paranızı harcamayın.


4.Her arzuladığınızla beraber olmaya kalkmayın.


5."Seni seviyorum." dediğinizde yürekten gelsin.


6."Özür dilerim." dediğinizde karşınızdakinin gözünün içine bakın.


7.Evlenmeden evvel altı ay mutlaka bir deneme süreci yaşayın.


8.İlk bakışta aşka inanın.


9.Kimsenin hayallerine gülmeyin.


10.Sevince tam ve derinden sevin.Sonuçta kalbiniz kırılabilir ama
hayatı gerçek anlamda yaşamanın başka yolu yoktur.


11.Tartışma her zaman olur,yeter ki işi küfürlü kavgaya çevirmeyin.


12.İnsanları değerlendirirken akrabalarını bir kenara koymayı bilin.


13.Hızlı düşünüp,yavaş konuşun.


14.İnsanlar cevabını vermek istemediğiniz bir soru sorduklarında
gülümseyin ve "Neden bilmek istiyorsun?" diye siz sorun.


15.Büyük aşklar ve büyük başarılar için büyük riskleri göze almak
gerekebilir.


16.Annenizi ihmal etmeyin.


17.Biri hapşırdığında " Çok yaşa." demeyi unutmayın.


18.Kayıpları kazanılmış derslere dönüştürün.


19.Üç "S" kuralından şaşmayın : Sev , sevil , sorumlu oL.


20.Küçük kırgınlıkların büyük dostlukları bitirmesine izin vermeyin.


21.Hatayı hissettiğiniz anda durmasını bilin ve hemen düzeltmek için
çaba gösterin.


22.Telefona cevap verirken gülümseyin,karşı taraf sesinizdeki mutluluğu
duyacaktır.


23.Konuşmaktan keyif aldığınız biriyle evlenin.


24.Ara sıra yalnız kalın ve kendinize vakit ayırın.


25.Değişime hep açık olun,ancak değerlerinizi yitirmeyin.


26.Bazen en iyi cevap,cevap vermemektir,unutmayın.


27.Daha çok kitap okuyup,daha az televizyon izleyin.


28.İyi ve dürüst bir hayat yaşayın.Yaşlanıp geriye baktığınızda
keyfiniz kaçmasın.


29.Allah'ın ipine sarılın,ama arabayıda kilitlemeden bırakmayın.


30.Sakin bir ev ortamı yaratmak için her şeyi yapın.


31.Sevdiklerinizle münakaşa edecek olursanız,sadece o günün konusunu
tartışın,eski dosyaları açmayın.


32.Satırarası mesajları algılamayı öğrenin.


33.Bilgeliğinizi paylaşın.Bu "Efsane" olmaya giden yoldur.


34.Tabiat Ana'ya karşı nazik olun.


35.Dua edin ! Muhteşem bir güç olduğunu göreceksiniz.


36.Karşınızdakinin sözünü kesmeyin.Hele sizi övüyorsa asla.


37.Başkasının işine burnunuzu sokmayın.


38.Öpüşürken gözü açık kalan sevgiliden şüphe edin.


39.Yılda en az bir kez daha evvel hiç gitmediğiniz bir yeri görün.


40.Çok paranız varsa yoksullara yardım edin. Zenginliğin en güzel
tarafı budur.


41.Bazen istediğinizin olmaması ihtimali vardır,unutmayın.


42.Önce bütün kuralları bilin. Sonra belki bir iki tanesini
çiğneyebilirsiniz.


43.En güzel ilişkilerde karşılıklı aşk, karşılıklı ihtiyaçtan üstündür.


44.Başarınızı ona ulaşmak için neler kaybettiğinizle ölçün.


45.Karakteriniz bir anlamda alınyazınızdır, ona göre...

İyi Yaşam için 40 Altın Kural

10 Nisan 2008 Perşembe

01- Ucuz araba kullan ama, alabilecegin en guzel evi
al.
02- Adam gibi uc fikra ogren
03- Sevinclerini sakin erteleme
04- Esini cok iyi sec. Cunku bu secim mutlulugunun
veya bedbahliginin %90'ini olusturur.
05- Hergun 30 Dakika yuruyus yap.
06- Her yemekten once sukret.
07- Bir arkadasina sirrini aciklamadan once iki kere
dusun.
08- Maas cekini imzalayan kisileri asla elestirme.
09- Kaybedecek seyleri olmayan insanlardan kork.
10- Gozunun onunde hep guzel seyler bulundur.
11- Cocuklarin, adet kelimesini duyduklarinda seni
hatirlayacak sekilde yasa.
12- Dinine ait kitabi tam anlamiyla okumak icin
kendine bir yil süre tani.
13- Kendini ve baskalarini affetmesini bil.
14- Ilkyardimi ogren.
15- Biri seni kucakladiginda ilk birakan sen olma.
16- Hergun 6 bardak suyunu icmeyi unutma.
17- Seni seven insanlari koru.
18- Zor da olsa ailenle tatil yapmak icin herseyi
dene. Bu tatildeki anlar, hayatinin en degerli
anlarindan biri olacak.
19- Kendine yapilmasini istemedigin hicbirseyi
baskalarina yapma.
20- Basariya, ic huzura kavustugun, saglikli oldugun
ve sevildigin zamani degerlendir.
21- Iyi ve basarili bir evliligin iki seye bagli
oldugunu unutma : a) Dogru insani bulmak b) Dogru
insan olmak.
22- Ebeveynlerini, esini ve cocuklarini elestirmek
istedigin zaman dilini isir.
23- Sevimsiz olmayacak sekilde ayri fikirde olmayi
ogren.
24- Cesaretli ol, hayatina geri baktiginda yaptiklarin
icin degil yapmadiklarin icin uzuleceksin.
25- Cok mukemmel buldugun bir fikri baskasinin
engellemesine izin verme.
26- Keyifsizliklerini aciga vurma.
27- Nasil bir duygu oldugunu ogrenmek icin 24 saat
kimseyi ve birseyi elestirme.
28- Evliligini guzellestirmek icin hergun birseyler
yap.
29- Iyilik dolu bir sozu ve iyiligin etkisini asla
kucumseme.
30- Cocuklarin hakkinda baskalarina iyi birseyler
soylerken, birak onlar da duysun.
31- Guc, sahip oldugun mallarla ilgili degildir.
Unutma !!!
32- Cocuklarini anlamaya calis, yargilamaya degil.
33- Kalem ve not defterini daima yaninda tasi.
34- Zaman ve kelimeleri bosyere harcama, ikiside cok
degerli.
35- Insanlarin yaptiklari olumsuz seyleri degil,
ileride yapacaklarini dusun.
36- Senden az ya da cok parasi olanlarla, paran
hakkinda konusma.
37- Birseyi elde etmek cok caba sarfettiysen, tadini
cikarmak icin zaman ayir.
38- Birisinin kahramani ol.
39- Neyi ve kimi destekledigini insanlara soyle.
40- Sadece ask icin evlen.